,

Twitter Mesajlarınız Takip Ediliyor!

 

Twitter, milyonlarca insanın etkileşim kurduğu ve kimi zaman da Direct Message kullanarak sohbet ettiği bir mecra. Son zamanlarda farklı kişilerden Direct Message’a Twitter tarafından gönderilmiş gibi düşen mesajlar da kullanıcılarda güvensizlik oluşturturdu. Gizli kamera verilerine göre, sildiğiniz mesajlar da sunucularda saklanıyor. Bu saklanan mesajlar da içeriklerine göre Twitter çalışanları tarafından parayla satılıyor.

Twitter Ne Açıklama Yapıyor?

Twitter güvenlik uzmanı Clay Haynes, kullanıcıların özel mesajlarını okuyan ve reklamlar için sanal profil oluşturma görevini yürüten yüzlerce çalışanı olduğunu söylüyor. Haynes, bu kişilerin en az 300-400 kullanıcının cinsel içerikli fotoğraf paylaşımlarını da görebildiğini belirtiyor.

Twitter’ın mühendislerinden Pranay Singh, gönderilen tüm mesajların cinsel içerikli görüntülerle birlikte sunucuda saklanarak incelendiğini kabul ediyor.

Öte yandan Buzzfeed‘e konuşan bir Twitter temsilcisi de iddiaları yalanlayarak mesajları sınırlı sayıdaki çalışanların görüntüleyebildiğini ve gizlilik protokolleri gereği erişim sınırı olduğunu iddia ediyor.

Sosyal medya devleri, her geçen gün güvenlik açıkları ile kullanıcılarda güven problemi yaratıyor. Bugünün “dev” olarak nitelendirilen sosyal mecraları yarının batan şirketleri olacak mı, merak konusu.

Google Arts&Culture Sanat Eserlerindeki İkizinizi Buluyor

Google’ın kültür sanat alanında sunduğu Arts&Culture uygulaması, sanat eserlerindeki ikizinizi ortaya çıkarıyor.

Kültür sanatın her alanında zengin içereğe sahip Cultural Instute, sanatseverler için faydalı ve keyifli bir platform haline geldi. Mobilde de Arts&Culture olarak bilinen uygulama, günlük içerikler sunmakla birlikte konum odaklı keşif listeleri de çıkarıyor. Bu uygulama, ünlü müzelerdeki nadide parçaları görebilme, kültürel etkinlikleri takip edebilme ve sanal gerçeklik teknolojisiyle sanat dünyasında gezintiye çıkma fırsatı sunuyor. Ayrıca, çevrimdışı dahi olsanız belirli müzelerde akıllı telefonunuzun kamerası sayesinde eserler hakkında bilgi alabiliyorsunuz.

 

Bir süre önce insanların müzelerde kendilerine benzeyen tabloların önünde fotoğraf çekilmesinden esinlenen Google da yepyeni bir güncelleme sundu. Yeni güncelleme ile mobil uygulamada “Is your portrait in a museum?” (Portrenz bir müzede mi?) başlıklı alana tıklayıp Selfie çekerek sanat dünyasındaki ikizinizi bulabiliyorsunuz. Google, bünyesinde yer alan zengin veritabanını yüz tanıma teknolojisi ile buluşturarak ilgiyi üzerine topluyor.

 

                 

Bu özellik, uygulamanın bilinirliğini artırarak geniş kitleler tarafından ilgiyle karşılanıyor. Uygulama, şimdilik belirli ülkelerde kullanıma sunuluyor. Henüz Türkiye kullanıcılarına açılmadığından konumunuzu Amerika olarak değiştirip uygulamayı kullanabilirsiniz.

Google Arts & Culture uygulamasını App Store ve Google Play Store’dan ücretsiz olarak indirebilirsiniz.

Retro Pazarlama Zamana Meydan Okuyor!

Retro Pazarlama ile özlediğiniz deneyimleri doyasıya yaşayın! 

Retro pazarlama, tüketim dünyasında hem tüketiciye hem de pazarlamacıya katkı sağlıyor. Ortak bir değer silsilesi oluşturan retro fırtınası, insanları birbirine bağlayan köprü vazifesi görüyor. Günümüzde başarılı pazarlama stratejileri, yalnızca ürün satışına odaklı değildir. Markalar, tüketici ile duygusal yakınlık kurmazsa, ürün satış hedefini gerçekleştirse bile sadık müşteriler elde edemez. İnsanda mutluluk, özlem, neşe vb. pek çok duyguyu uyandırmayan marka stratejileri, ilerleme kaydedemez. Çocukluk günlerinin verdiği yaşanmışlık duygusundaki güven, nostalji kavramını harekete geçiriyor. Bu kavram da uzun zamandır oldukça yaygın kullanılıyor. Teknolojinin gelişmesi ile yeniliklerin hızlı tüketilerek bir sonrakine geçilmesinin yanı sıra eskiye olan talep ve sadakat de markaları etkiliyor. Özellikle Y Kuşağı, retro ve vintage kavramlarına oldukça ilgi duyuyor. #ThrowbackThursday geçmişe duyulan özlem dolayısıyla sık kullanılan bir hashtagdir.

Günümüzde de 80’ler ve 90’ları hatırlatan romanlar, film posterleri ve kaset gibi ürünler keyifle satın alan bir nesil görmekteyiz. Markaların da geçmiş ile günümüz arasında bağ kuran stratejiler geliştirmesi, tüketicilerin ilgisini çekiyor. Son zamanlarda reklamların tüketicilerin iç seslerine eşlik etmesi, satın alma gücü ile birlikte mücadele ruhunu da artırıyor. Örneğin, Aslıhan Tuğçe Gün isimli bir tüketici 90’ların lezzeti Eti Bambu için Change.org’dan bir kampanya başlattı. Kampanya, 2.734 kişinin imzası ile tekrar üretilmesi için başarıyla sonuçlandı. Bu şekilde tüketiciler tarafından nostaljiye yönelik mücadelelere ortak olduğumuz gibi markalar tarafından da bu tip örneklere rastlıyoruz.

Eti, 80’ler döneminin sinema klasiği olarak bilinen lezzeti Alaska Frigo’yu satın alarak çifte etki uyandırdı. Tüketicide geçmiş sinema kültürünü uyandıran bu gelişme, ürünün pazardaki alanını da genişletti. 2017 yılında Amerika’da 174 bin kaset satıldı. Bir önceki yıla göre bu satış, %35 artış gösterdi. Artışın nedeni olarak, Galaksinin Koruyucuları filmindeki başrol oyuncusunun bir kasetçalar aracılığıyla gücüne güç katması örnek teşkil ediyor. Türkiye’de ahizeli kulaklıklar ve nostaljik müziklerin günümüze uyarlanması da popülerlik gösteriyor.

Geçmişi hatırlatarak tüketiciye özlediklerini tekrar yaşatabilmek, başarılı bir pazarlama strateji olarak birçok marka tarafından tercih edilmeye devam ediyor. Geçmiş ile gelen güven ve mutluluk hissi, geleceğin karmaşıklığını barındırmadığı için tüketici tarafından daha çok tercih ediliyor. Bu yüzden, pazarlama sektöründe tekrardan bir marka yaratmak yerine var olan üzerinde iyileştirmeler yapılarak risk, en aza indiriliyor. Teknolojisinin hızla gelişmesi, dünyanın küresel bir köy haline dönüşerek her türlü metaya ve bilgiye erişimin kolaylaşması, kreatifliği zorluyor. Risk yönetimi, yaratıcı ve özgün kurguların tükenmeye başladığı sinema sektöründe de kendini gösteriyor.

Cem Yılmaz’ın GORA filminin devamı olarak Arif V 216’yı çekmesi ve Çocuklar Duymasın Türkiye’den örnekler olarak gösterilebilir. 90’ların Jumanji filmininin Dwayne Johnson ile farklı bir senaryo eşliğinde çekilmesi de “remake” örnekleri arasında verilebilir. Tüm bunlar, riske girmeden retro pazarlama stratejisi çerçevesinde tüketiciye tekrar tekrar sunuluyor. Retro pazarlama, postmodernizmin içinde zıt gözükse de bu çağın bir gerekliliği konumunda hayatımızın her alanında karşımıza çıkmaya devam ediyor.

Hologram Teknolojisi ile Hayallerinize Yakından Bakın

Bilim-kurgu filmleri hologram teknolojisi ile gerçek oluyor!

Teknoloji hızla değişirken film kurguları da hologram teknolojisiyle hayatın akışında bizi yakalıyor.  Black Mirror, Yıldız Savaşları ve Azınlık Raporu gibi filmlerde yer alan holografik sahneler günümüz teknolojisine ışık tutuyor. Her dakika üretilen yeni bir ürün, alışkanlıklarımızı değiştirmeye devam ediyor.  Artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik uygulamalarının gelişmesiyle insan gözüne en yakın görüntü veren hologram teknolojisine olan ilgi artıyor. Bu doğrultuda geliştirilen uygulamalar, ilgimizi çekerek satın alma kararlarımızı da etkiliyor.

Geçmişte de hologram teknolojisinin izlerini görmek mümkün. 2006 yılında Grammy Ödülleri’nde Gorillaz ve Madonna’nın hologram teknolojisi ile gerçekleşen şovu beğeni toplamıştı. O zamanın hologram teknolojisi, ince bir metal üzerinde yansıtılan şovdan ibaretti. Michael Jackson Immortal World Tour da Michael Jackson’ın varlığını; görüntüsü, dansları ve şarkılarıyla fiziken hissettiren teatral bir gösteridir. Kaybettiğimiz değerli sanatçıları yaşama döndürme olarak kullanılan bu hologram teknolojisi, sanatçıların hayranları tarafından oldukça seviliyor. Geçmişte, Richard Branson, Al Gore ve Bill Gates gibi ünlü isimler, holografik konuşma ve konferanslar düzenledi. Günümüzde de hologram teknolojisi ile canlı toplantılar, eğitim ve konferanslar gerçekleştiriliyor.

Paris Orly Havalaalanı’nda yolcular, konuşan güler yüzlü holografik sanal elemanlarından uçuş bilgilerini alabiliyor. Ayrıca mağazalarda uygulanan Holografik Sanal Yardımcılar, mağaza girişlerinde müşterileri karşılamak üzere konumlandırılıyor. Böylece her müşteri, mağazaya girerken özel şekilde karşılanıp mağaza hakkında bilgi alabiliyor.  Aynı zamanda hologram teknolojisiyle tüketiciler, ürünü daha detaylı incelerken ürüne olan güvenleri de bu doğrultuda artıyor. Ürünü inceleyen müşteriler, soru işaretlerine cevaplar bularak daha hızlı karar verebiliyor. Ayrıca modelsiz defileler de tercihi artırarak mankenlerin yerini almaya başlıyor. Konut satışlarında kullanılan maketler yerine 3 boyutlu hologram gösterilerinin tercihi, deneyim yaşatarak insanları daha kolay ikna ediyor.

Holografik paketleme ile üç boyutlu görsellere bilgi kayıt ediliyor, saklanıyor ve yeniden gösterilebiliyor.  Böylece pazarlamanın önemli sorunu olan “taklit ürün” ortadan kalkıyor. Aynı zamanda, holografik paketlerdeki imajlar, hareket edip konuşabiliyor. Böylece tüketici, ilgilendiği ürün hakkında bilgi alarak ürünü güvenle satın alabiliyor. 3D Hologram Coca Cola şişesi buna güzel bir örnek teşkil ediyor.

Gelecekte fabrikada üretilen her ürün, hologram teknolojisine göre dizayn edilip testlerden geçtikten sonra üretime girecek. Firma giderlerini düşürecek bu uygulama, ek maliyetleri de engellemiş olacak. Zaman içerisinde, hologram mühendisliği eğitimleri de başlayacak. Dosya indirme işlemleri bile zamanla tarihe karışarak hologram teknolojisi kullanılan bilgisayarlar ön plana çıkacak. Hologram teknolojisi ile evinizde incelediğiniz ürünü firmaya giderek veya aynı anda internet üzerinden satın alabileceksiniz. Televizyon yerine de cep telefonlarınızdan mekân ve zaman ayarı yaparak doğadaki canlıları oldukları yerden izleyebileceksiniz.

Geleneksel pazarlama stratejileri, teknolojiyle evrilmeye, gelişmeye ve değişmeye devam ediyor. Teknolojiye uyum sağlayamayan şirketler zamanın çizgisinde kaybolmaya başlıyor. Hologram teknolojisini kullanmanın yanı sıra yaratılan yeni, yaratıcı ve inovatif iletişim kanallarının nasıl kullanılması gerektiğinin de öğrenilmesi gerekiyor.

2018’de Sosyal Medya Tahminleri

Sürprizlerle dolu sosyal mecralar, 2017’de hangi hayallerimizi gerçekleştirdi?

Sosyal ağların kimi zaman iyi yönlerini kimi zaman ise kötü yönlerine ortak oluyoruz; fakat her ne olursa olsun sosyal medya, hayatımızın her alanında büyük rol oynuyor.  Peki, 2017 sosyal medya açısından nasıl bir yıldı?

2017’de Neler Oldu?

  • Facebook’un işletmelere reklam alanında birçok yenilikler getirmesi, işletmeler tarafından büyük rağbet gördü; fakat kullanıcılara sunduğu hikaye özelliği ile Instagram’ın gerisinde kaldı. Buna rağmen, Facebook Youtube’dan sonra en çok kullanılan sosyal mecra olarak 2017 raporlarında yerini aldı.
  • Facebook WhatsApp’ı satın aldıktan sonra iş, canlı konum, durum ve dosya paylaşımı vb. alanlarında birçok yenilik yaptı. WhatsApp, en çok kullanılan anlık mesajlaşma uygulamasına dönüştü.
  • Microsoft‘un LinkedIN’i 26 milyar dolara satın almasının ardından gelen video ve içerik özellikleri, kullanıcılar tarafından sevildi; fakat Türkiye’de kullanım özelliği henüz oturmadığı için kullanıcılar yoğunluk olarak iş ararken aktif kullanıyor. Bu yüzden, sosyal mecralar arasında en sonlarda yer alıyor.
  • Facebook’un Instagram’ı satın almasından sonra Snapchat’ten esinlenerek birçok özellik geliştirdi. Filtreler, kalıcı hikaye paylaşımları, ikili canlı video ve reklam alanındaki gelişimleri, işletme ve kullanıcı sayılarında yakaladı. 2017 yılında da Instagram’ın popülerliği devam etti.
  • Instagram, güncellemeleri ile Snapchat’i geride bıraktı. Snapchat uygulamasının indirilme sayıları düşerek aktif kullanıcı sayısı azaldı. Haber kanallarının uygulama içerisinden çekilmesi gibi durumlar da Snapchat hisselerini düşürdü. 2017 raporlarında sonlarda yer alıyor.
  • Twitter, 2017 yılında karakter sayısını 280’e çıkardı. Beklenen gelişme, büyük ivme yaratsa da insanların hala az ve öz olanı tercih ediyor. Kullanım alanı olarak da siyasi alanda, haberleşme ve haber takibi için kullanılmaya devam ediyor.

 

Sosyal Medya Geleneksel TV’nin Önüne mi Geçiyor?

We Are Social ve Hootsuite firmaları tarafından yayınlanan Digital in 2017 Global Overview araştırma raporu açıklandı. Türkiye’deki cihaz kullanıcılarının %95′i cep telefonu sahibi ve %75′i akıllı telefon kullanıyor. Dizüstü ve masaüstü bilgisayar kullanımı %51 oranındayken, TV %98 oran ile hala hayatımızda önemli bir yeri kapsıyor. Kullanıcılar, gün içerisinde ortalama 7 saatini bilgisayar karşısında geçiriyor. 3 saatini ise telefon üzerinden internete bağlı sosyal medya platformlarında geçiriyor. TV karşısında geçirilen vakit ise ortalama 2 saat.

Youtube’da en popüler videonun Charlie Bit My Finger olduğunu hatırlayın. Günümüzün amatör DIY (kendin yap) videoları, Emmy Ödülleri’ni kazanmaya devam ediyor. Youtube, abonelik sistemi ile kullanıcılara canlı TV yayını özelliği sunuyor.

Facebook da, orijinal senaryo ve şovları için Facebook TV ile 2018’e 1 milyar dolardan fazla bütçe ile hazırlanıyor. Hız kesmeden ilerleme kaydederek Netflix ve Amazon’a rakip çalışmalarını sürdürüyor. Ek olarak, Snapchat de  özgün Snapchat Şovları serisini güçlendirmek için NBCUniversal ile ortaklık kuruyor.

Sosyal mecralardan gelen bu ataklar ile geleneksel TV, yerini her geçen gün Mobil TV’ye bırakıyor. Böylece, Mobil Tv farklı bir araca da dönüşüyor.

Sosyal Medya ve Reklam

Sosyal medyada hayatın akışı hızlandıkça reklam korelasyonu da artış gösteriyor. Facebook ve Instagram reklamları da gün geçtikçe daha iyi konumda fırsatlar sunuyor. Reklam verme özelliklerinin yanında işletmelere erişim ve etkileşim sayısı yüksek postları önererek gönderiyi öne çıkarma fırsatı sunuyor. Böylece şirket, ürününe veya hizmetine göre hedef kitlesini seçerken içeriğe göre belirlenen erişim-hedef kitle yelpazesinden yararlanarak kaliteli reklam verebiliyor.  Ayrıca, görsel ve video içerisindeki metinlere de belirli bir kısıtlama getirilerek uygun olmayan içerik ve görsellerin paylaşılması da engelleniyor.

2018’de LinkedIn’in yüksek hedefli reklam işlevselliğine giren ve kullanıcılarının artış göstereceği  daha fazla şirket bulunması bekleniyor. Yeni sahibi Microsoft, LinkedIn’in geniş ve profesyonel veri bankalarını Outlook ve Dynamics 365‘e entegre etti. Bu gelişme, önümüzdeki yıllarda LinkedIn’in ne kadar etkili ve etkileyici olacağına işaret ediyor.

10 yılı aşkın süredir iletişim ağları, küresel olarak yaklaşık 3 milyar kullanıcıyı yakaladı. Şimdi, bu bilinçli kitle ile gelen sorumluluk ve zorlukları kabul etmeye başlıyoruz. Reklamları sunmanın daha iyi ve daha etkili yollarını bulurken kullanıcıların mutluluğunu devam ettirmek mümkün mü? Yeni alışveriş seçenekleri ve ücretsiz TV kullanmanın yolları bulunabilir mi? Zaman gösterecek.